Kardeş kıskançlığı, birçok ailenin çocuk gelişim sürecinde karşılaştığı doğal fakat zorlayıcı durumlardan biridir. Aileye yeni bir bebeğin katılmasıyla birlikte çocuk, yalnızca yeni bir kardeşle değil; aynı zamanda değişen roller, bölünen ilgi ve yeni beklentilerle de yüzleşir. Bu durum çocuk için karmaşık ve yoğun duygular yaratabilir.
Çocuklar bu duyguyu çoğu zaman doğrudan “kıskanıyorum” diyerek ifade edemez. Bunun yerine davranışları değişir. Daha önce kendi kendine yapabildiği işleri yapmamaya başlayabilir, sürekli ilgi talep edebilir ya da beklenmedik öfke tepkileri gösterebilir. Bu davranışlar çoğu zaman yanlış anlaşılır; oysa çocuğun verdiği mesaj oldukça nettir: “Benim de görülmeye ihtiyacım var.”
Kardeş kıskançlığı yaşayan çocuklarda sıkça regresyon dediğimiz geriye dönüş davranışları gözlemlenir. Bebeksi konuşma, alt ıslatma, parmak emme ya da anne babaya aşırı yapışma bu sürecin bir parçası olabilir. Bu davranışlar çocuğun bilinçli olarak yaptığı şeyler değil, duygusal yükle baş etmeye çalışma biçimleridir.
Bu noktada ebeveynlerin yaklaşımı belirleyici olur. Çocuğun davranışını düzeltmeye odaklanmak yerine, yaşadığı duyguyu anlamaya çalışmak süreci yumuşatır. “Sen artık büyüdün” ya da “kardeşin daha küçük” gibi ifadeler, çocuğun yalnızlık hissini artırabilir. Bunun yerine çocuğun duygusunu kabul eden ve güven veren bir tutum, uyum sürecini destekler.
Nevşehir şubemizde kardeş kıskançlığıyla ilgili çalışmalarda, çocuğun yaşadığı duyguları tanımasına, ifade etmesine ve aile içindeki yeni düzene sağlıklı şekilde uyum sağlamasına yönelik bireysel ve aile temelli çalışmalar yürütülmektedir. Amaç, çocuğun kendini dışlanmış değil, hâlâ ait ve değerli hissetmesini sağlamaktır.